Koy Yolculugu



KÖY YOLCULUĞU

    

       1957 yılında göç ettiğimiz ilçede hemen o yıl okula başlatılmıştım. Yaşım ufakta olsa annem okul müdürüne rica etmiş okuma-yazma öğrenemese de  hiç olmazsa Türkçeyi öğrenir diye. Ondan sonra gelişen olaylar değil anılara cilt cilt kitaplara sığmaz. İleride toplumun geneline mal olmuş anekdotları paylaşmak nasip olur inşallah. Ben bu bölümde küçük yaşta köyden ayrılmış bir çocuğun köye olan düşkünlüğünü bu köy merakı içerisinde yaz aylarının o güzelim anılarını ve o anıların en güzel yerlerinde yer alan atlara olan düşkünlüğünü anlatacağım.

        Bu anılar ilkokul 4. sınıfta başladı ve ortaokul son sınıftaakordeon sesi ile başlayan ve düğünlerle devam eden bir sürece bıraktı.  

        Yaz tatili yaklaştığı zaman bedenimin her tarafını kaplayan bir heyecan başlardı. Karneyi aldığım gün hemen eve koşar çantamı bir köşeye bırakır önlüğümü de üstüne fırlatırdım. Eğer o anda evde kimse yoksa karneyi de görünecek gibi onların üstüne koyar, HEMEN kel İsmail’in hanının yolunu tutar orada Köyümüze gidecek araba var mı varsa ne zaman öğrenir, hazırlık yapmak üzere eve dönerdim.

        Hanlar o zamanın kasabalardaki lüks otellerdi, nasıl otellerde konaklama ve yatma imkanı sağlanıyorsa o zaman bu hizmeti hanlar sağlıyordu ama bazı farklar vardı tabii. Araba garajlarının yerine at arabalarının altına çekildiği geniş bir sundurma, atların bağlandığı ve yemlendiği ahırlar vardı. İnsanlar için ise tek tek odalar yoktu, müşteriler 15 veya 20 kişilik odalarda kalırlar yere yan yana serilen hasırlarda yatarlar yemeklerini de hancının verdiği bir gaz ocağı ve tencere ile yaparlardı. Bu hanlara kasabaya iş için en çokta mahkeme için gelenler kalırlardı. Bazen öyle olurdu ki  davalı ve davacılar aynı oda da yan yana serilmiş hasırların üstünde gecelerlerdi.

        Bizim köyden hemen hemen her gün mutlaka birkaç araba olurdu. Bunların tamamı köyden odun veya meşe kömürü getirenlerdi. Bütün kasabanın kışlık odun ihtiyacı ile lokantalarının hatta ilin lokantalarının meşe kömürü bizim köy sağlardı. Getirilen bu odunların ve kömürlerin bazısı devletin ihtiyaç olarak verdiği kesimden teskere denilen izinlerle getirilirdi. Bazı köylüler ise kaçak olarak getirirlerdi bu kaçakçıların atları çok güçlü ve bakımlı olurdu böylece orman muhafaza memuru onları yakalayamazdı. Bazı kaçakçılar çevrede efsaneleşmişti onlar meşe odunu yerine dilinmiş tahtalar veya döşeme denilen çam tomrukları taşırlardı. Bazen yüklerini iyi satamazlarsa Sivrihisar’a. Polatlı’ya hatta Haymana’ya kadar götürürlerdi.

         Bizim köydeki her arabacının 7-8 koyun postundan yapılmış kürkleri ( Gedug ) vardı. Bunları kışın giyerler yazında arabaların üstünde ki sandıkta serili durur hana geldiler mi sadece atları ahıra bağlarlar kendileri de bu kürklerin içine girer arabada yatarlardı. Odun ve kömür getirenler çıkıp hiç müşteri aramazlardı alıcılar gelir onları handa bulurlardı, hatta bazen getirecekleri 4-5 yükün müşterisi de hazır olurdu.

        Kısacası köye hangi arabanın ne zaman döneceğini öğrendikten sonra hemen hazırlıklara başlamak üzere eve dönerdim. ( Bazen iki araba varsa tercihimizi uzun yoldan dönerken bu handa atlara torba takan büyük kaçakçılardan yana olurdu. Çünkü onların hem atları hem arabaları iyi olurdu hem de heyecanlı kaçakçılık hikayeleri anlatırlardı. Bazen de yorgun oldukları zaman kendileri geduglerine sarınır yatarla dizginleride bize verirlerdi. Bizde arabayı köye kadar götürdüğümüzü sanırdık meğer Tüm kaçakçı atları eve dönüş yolunu çok iyi bilirler ve kendiliklerinden dönerlermiş.)

         Eve döner dönmez rahmetli annemle hazırlıklara hemen başlardık. Annem valizimi hazırlarken bende veresiye defterini kapar bakkala koşardım. Annem arkamdan kendisinin göndermek istediği şeyleri sıralardı o hengame de nasıl duyardım onları bilmiyorum. Önce annemin siparişlerini alır sonrada çocuklara hediyelerini alırdım. En çok delikli kaba şekerleri severlerdi. Eniştemin birinci sigaralarınıda unutmazdım. İş kalırdı hareket saatini beklemeye. Rahmetli annem hiçbir nasihat de bulunmazdı biliyordu ki o an onların hiç birini duymayacaktım.

       Hareket zamanı geldi mi, komşumuz Ramazan Amcanın Tek atlı arabası ile hana gelir eşyalarımızı arabaya yerleştirdikten sonra köye doğru yolculuk başlardı. ( Bu yolculukları: Aradan 15-20 yıl geçtikten sonra ABD de ki posta arabalarına benzetirdim, yalnız bizde yollarda kızıl derililer ve haydutlar olmaz ama bol miktarda koyun sürüleri ve bu sürülerin amansız bekçileri çoban köpekleri olurdu.) 36 kl lik yol arabacı hiç konuşmasa bile benim hayallerim bana yetiyordu.

Orhan OCAK








Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:

BU SEVDA BİTMEZ
 

 
 
 ayıraç gifleri ile ilgili görsel sonucu
  ayıraç gifleri ile ilgili görsel sonucu
 
  Danef Sozluk
 
  Adige Sozluk -2-
 
  Dilden Dile
 
  B. Turkce Sozluk
 
  Bulmaca Sozlugu
 
  ayıraç gifleri ile ilgili görsel sonucu
 
  Adige Muzikleri
 
  Kafe Muzikleri
 
  Telefon müzikleri
 
  ayıraç gifleri ile ilgili görsel sonucu
 
  Ziyaretci defteri
 
  İletişim
 
 
Ayın şiiri


YÜREĞİMİZDE Ki SEVDA

Bir zamanlar bir vatanımız vardı,
Adı; Kafkasya...
Dağları vardı
Yemyeşil ormanların kapladığı,
Bulutlara erişmek istercesine,
Gökyüzüğne yükselen,
Aralarında billur ırmakların aktığı.
At koştururlardı gençlerimiz yamaçlarında,
Özgürlük şarkıları söylerlerdi rüzgarları.

Düğünler kurulurdu,
Gecelerin karanlığını mızıka sesi ile parçalıyan.
Çok görüldü bu güzellikler biz,
Göz dikmişti düşmanlar vatanımıza.
Dünya'nın en büyük orduları ile,
Saldırdılar kartal yuvalarına.
Yıllarca kan kusturduk,
Dağlarımıza adım atan düşmanlara.
Ne yazık ki......
Koca orduların koca silahlarına
Gücü yetmedi kamanın.

Sürüldük vatanımızdan
Kırk ayrı koldan kırk ayrı ülkeye.
Törelerimizle adetlerimiz sırtımızda,
Vatan sevdası göz bebeğimizde.
Sınırlarını bekledik ülkelerin,
Hanedanlar koruduk, Ürdün de, Suriye de.

Törelerimizi yaşattık,her gittiğimiz yerde.
Dostluklar kurduk ölesiye.
Acılarımızı unutup;
Yarınlara umutla baktık.
Hasreti yüreğimize,
Sevdayı göz bebeğimize yazdık.
Yeni nesiller yetiştirdik,
Hayallerimizi geleceğe taşısınlar diye.

Adetlerimizle geleneklerimizle var olduk,
Dünya durdukça da var olacağız.

Orhan OCAK


 

 

Ziyaretci sayısı
15
Tıklama sayısı
61
Toplam ziyaretci
35424
Toplam tıklama
109897
Ziyaretcinin ülke kodu
us
Ziyaretci ülke bayrağı
us
İp adresiniz
54.234.228.78

janset.jpg
 
silah.jpg

resimk-1.jpg

resime-2.jpg
SİTEYİ BEĞEN
 
Reklam
 
 

=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
 

orhanocak1952.tr.gg